05 Mayıs 2026 #psikoloji, #kimikkrizi #dissosiyatif

KİMLİK KRİZİNİN ORTASINDA. KİMİM BEN ?

KİMLİK KRİZİNİN ORTASINDA.  KİMİM BEN ?

Başkasının Hayalini Yaşamak: Ebeveyn Beklentileri ve Parçalanmış Kimlikler

Hepimiz dünyaya bir isimle, bir aileyle ve bize biçilmiş bir dizi rolle geliriz. Çoğu zaman ismimizin bile veriliş hikayesi vardır bu bizim kim olacağımızın, beklentilerin nasıl olacağı ve verilmiş rollerin habericisi olur adeta. Sosyologların "verili kimlik" dediği bu miras, çoğu zaman kim olduğumuzu sorgulamaya başlamadan çok önce omuzlarımıza biner. Ancak ergenlik ve genç yetişkinlik dönemi geldiğinde, o kaçınılmaz soru kapıyı çalar: “Ben gerçekten kimim?”

Ebeveyn Beklentilerinin Yükü Erikson’a göre bu dönem, bir kimlik kazanma ya da rol karmaşası içinde kaybolma mücadelesidir. Anne ve babalarımızın bizim için kurduğu hayaller, bazen kendi sesimizi duymamızı engelleyen gürültülü birer beklentiye dönüşür. Örneğin ailede anne mağdur baba ise savurgan bencil bir konumdaysa çocuk ifade edilemeyen öfkenin temsilcisi olabilir ya da annenin askeri gibi onu sürekli korumak ve kollamak zorunda kalan bir rolde kendini bulabilir. Toplumun ve ailenin bizden beklediği "ideal evlat" imajı, içimizdeki özgün "Ben"i kuşatır. Eğer bu kuşatmayı aşacak güvenli bir alanımız yoksa, kendimizi bir kimlik bocalaması içinde buluruz. Tıpkı Semih Kaplanoğlu’nun Süt filmindeki Yusuf gibi; şair olmak isterken ailenin ve hayatın zorlamasıyla kendini bir madende veya dükkanda, "başkalarının istediği kişi" olarak bulmak, kimliği bir dağınıklığa sürükler.

Kırılmış Bir Ayna: Dissosiyatif Parçalar ve Dağınıklık Kimlik dağınıklığı sadece bir kafa karışıklığı değildir; derinlerde, kendilik tasarımının parçalanmasıdır. Psikanalitik kuramcı Kernberg’e göre, bu durum genellikle "bölme" (splitting) dediğimiz bir savunma mekanizmasından kaynaklanır. Birey, ailesinin beklediği "iyi" parçası ile kendi arzularını temsil eden "kötü" veya "aykırı" parçası arasında bir köprü kuramaz. Eğer anne kimliğini kötüye koyduysa kendisini annelik, kadınlık sisteminden uzak tutar eğer babasını kötü kısma koyduysa kafasındaki erkek sisteminden uzak durmaya hatta erkeklerle konuşmak istememe ilişki kuramamak gibi problemler yaşayabilir. Cinsel kimlik karmaşasına kadar giden bu sistem psikolojik destekle derinleştirilerek, kim olmak istiyorsun ve kim olurken neyden etkileniyorsan hangi savunma mekanizmasını kullanıyorsun kısmı netleştirilerek derinleştirilir. Bu parçalı yapı, dissosiyatif yönler gibi kişinin içinde farklı seslerin çatışmasına neden olur: Bir yanımız itaatkar evlatken, diğer yanımız kimsenin tanımadığı bir yabancıya dönüşebilir.

Kendin Olma Cesareti Bu dağınıklıktan çıkışın yolu, başkalarının beklentilerine olan "bağlılık"tan ziyade, kendi içsel değerlerimize uygun hareket edebilme kapasitesi olan "otantiklik"ten geçer. Araştırmalar gösteriyor ki, kişi kendi kimliğine uygun kararlar verip sorumluluk aldığında, kişilik bozuklukları ve ruhsal krizler karşısında daha dirençli hale gelmektedir.

Kimlik savaşı bir öteki için değil kendimiz için yapıldığında hayatımızı sağlam temeller üzerinde ilerletebileceğimiz bir yapıdır. Kimlik belirsizse her şey biraz eksik, karmaşık ve boşluk duygusunun yoğun hissedilir ve bunun bedeli kişinin hayatına, kariyerine, kurmak istediği aile sistemine kadar etkisi olan bir yapıdır. 

Bir Klinik Psikolog olarak kimlik dağınıklığındaki belirsizlik şuanki sorunlardan ziyade, Dinamik Psikolojisi sistemiyle çalışılarak kişinin çocukluğundan bu yana nasıl bir sisteme maruz kaldığını anlayarak; kişinin haritasını oluşturmamız ve hayatına bunu nasıl entegre edebiliriz kısmının konuşularak, tartışılarak çözümlenebilecek bir süreçtir.

 

Randevu için bizimle iletişime geçin
ADRES

İhsaniye, Fatih Sultan Mehmet Blv. Özay Apt No:18 D:4, Nilüfer/Bursa

Bize WhatsApp Üzerinden Ulaşın